• Ankara Fıtık Merkezi

    Ankara Fıtık Merkezi (AFM),

    ülkemizin fıtık tedavisine özel ilk sağlık kuruluşu ve kendi fiziki mekânına sahip tek fıtık merkezidir.AFM başkentin hızlı gelişen semtlerinden Çukurambar’ın en sakin caddesinde yer almaktadır.Yaklaşık 500 metrekarelik kullanım alanı, modern ve ferah dekorasyonu, kendinizi rahat ve güvende hissetmeniz için eğitilmiş profesyonel kadrosuyla öncü ve çağdaş bir sağlık kurumudur.AFM, “Kanıta Dayalı Tıp” (Evidence Based Medicine) çerçevesinde sağlık hizmeti vermeyi hedeflemiş bir kurumdur. Bu merkezde, güvenilir bilimsel çalışmalara dayanılarak düzenlenmiş rehberlere göre ameliyat kararı verilir ve uygun ameliyat yöntemi uygulanır. AFM ameliyat kayıtları yasal ve bilimsel protokollere uygun olarak düzenli olarak kaydedilir. p> AFM’de ameliyat edilmesi birlikte kararlaştırılan hastalara kesin tanısı ve bu hastalığın özellikleri ile önemi anlatılır; evrensel standartlarda hazırlanmış yazılı bilgilendirme formları verilir. Yapılması planlanan ameliyat anlatılır ve istenmesi halinde dünyanın diğer merkezlerinde ve merkezimizde yapılmış ameliyatların video görüntüleri izletilir. Hastanın bundan sonra soracağı sorulara ayrıntılı yanıt verilerek kaygılarının en aza indirilmesine yardımcı olunur. 2006 yılında açılan Ankara Fıtık Merkezi’nde bugüne kadar 71 il ve 7 yabancı ülkeden hasta başarıyla ameliyat edilmiştir.

    Neden “FITIK MERKEZİ”?

    Ankara Fıtık Merkezi’nde sadece fıtık ameliyatı yapılır.

    Fıtık onarımı elbette her genel cerrah tarafından yapılan bir ameliyattır. Ancak, bugün dünyada cerrahinin geldiği nokta ve cerrahi bilim ve sanatının geleceği, belli alanlarda uzmanlaşmaktır (spesiyalizasyon). Bir cerrahın başarısı, o ameliyatı ne sıklıkta ve ne modernlikte yaptığı gerçeği ile doğru orantılıdır. Avrupa, Amerika ve diğer kıtalarda çok sayıda fıtık spesifik fıtık merkezi olup, bunların sonuçları genele göre daha iyidir. Dahası, cerrahi ekibin ötesinde diğer tüm personelin de sadece bir konuda emek sarf etmesi, merkeze ilk adımınızı attığınız andan tedaviniz bitip gidene kadar ki tüm sürecin çok daha sorunsuz seyretmesi için bir güvencedir.

    Aslında fıtık onarımı, cerrahi uzmanlık eğitimi (ihtisas) sırasında bir asistanın yapacağı ilk ameliyatlardan biridir. Bu nedenle, diğer ameliyatlara göre daha basit olduğu şeklinde genel bir kanı vardır. Gerçekten de, fıtık hayati olmayan ve ameliyat sonrası dönemi rahat geçen bir hastalıktır. Ancak yine de, özellikle kasık fıtığı bölgesi, anatomisi cerrahlar tarafından uzun sürede öğrenilebilen bir bölge olup, ideal cerrahi onarım için tıpkı büyük ameliyatlarda olduğu gibi ciddi bir birikime ihtiyaç vardır.

    Genel hastanelerde, fıtık ameliyatların çoğunlukla ameliyat listelerinin son sıralarına konan, sıklıkla, büyük ameliyatların uzaması sonucunda da planlanan günde yapılamayan operasyonlardır. Bu durumda, hasta, insan doğası gereği, bir yandan kendinden önce ameliyata alınan hastalar kadar büyük bir hastalığı olmadığına şükreder; ancak öte yandan yine insan doğası gereği, kendisinin de kliniğin öncelikli hastası olmasını arzulayabilir. Dahası, ameliyat gününün gecikmesi, hastayı aynı ameliyat heyecanını birden fazla kez yaşamak zorunda bırakmasının ötesinde bir başka önemli soruna da yol açabilir: Hastane enfeksiyonu…

    Normalde fıtık onarımı, “temiz” gruba giren bir ameliyat olup enfeksiyon oranları düşüktür (% 1-2, maximum: %5). Ancak genel ameliyathanelerde, sadece temiz veya temiz-bulaşlı vakaları takiben değil, diğer bulaşlı ve hatta barsak delinmesi, karın absesi gibi kirli ameliyatlardan sonra ameliyathaneye kabul edilirler (Son yazılı bilgi ve belgelere göre, bu tip ameliyatların enfeksiyon oranı %25’in üzerine çıkabilmektedir. İngiltere’de yayımlanan çok yeni bir araştırma makalesinde de, antibiyotik korumasının da fıtık ameliyatı sonrasındaki enfeksiyon oranını düşürmede yeterince etkili olamadığı bildirilmiştir). Bu durumda, ameliyatlar arasında yapılan temizliğin kalitesine de bağlı olarak, fıtık ameliyatı yarasında enfeksiyon gelişmesi daha çok beklenir hale gelir. Hastane enfeksiyonunda en önemli faktörlerden biri ise hastanın hastanede kalış süresidir. Hasta ameliyat öncesi ve sonrası dönemde klinikte ne kadar uzun süre yatarsa enfeksiyon oranı o denli artış gösterir.

    Bugün yama ile yapılan fıtık ameliyatlarından sonra hastalığın tekrarlama şansı çok düşmüştür. Nükse neden olan en önemli etken ise “yara enfeksiyonu” olarak kalmıştır. Yama konan ameliyatlardan sonra enfeksiyon riski normale göre biraz daha artmıştır. Bu nedenle asepsi ve antisepsi önemlidir. Fıtık merkezlerinde sadece “temiz” sınıfa giren fıtık ameliyatları yapıldığı için sterilite konusunda ideal koşulların sağlanması çok daha kolaydır. Bu nedenle, günümüzde fıtık tedavisinin ideal yerinin fıtık cerrahisine adanmış merkezler olduğu düşünülmektedir.

    Ankara Fıtık Merkezi ameliyathanesinde, yönetmeliklerin gerek ve yeter gördüğü koşulların da ötesinde bir ortam sağlanmıştır. Yarı steril ve steril alanların kesinlikle ayrılmış olması ve ameliyathaneye özel merkezi havalandırma sistemi dışında, birçok merkezde sadece açık kalp ameliyatı ve kalça-diz protezi operasyonları gibi özellikli olgular için kullanılan Hepa filtreler Ankara Fıtık Merkezi ameliyathanesine yerleştirilmiştir. BU sistemle, asepsi ve antisepsi ötesinde, havada dolaşan zerreciklerin sayısı da sıfıra yakın bir düzeye düşürülmüştür.

    Elbette, bir merkezin sadece isim veya tabela ile konusunda uzman olması mümkün değildir. Ankara Fıtık Merkezi cerrahi ekibi fıtık alanında ameliyat deneyiminin yanında, bu konuda dünyadaki tüm gelişmeleri izleyen, yaptığı bilimsel çalışmalarla fıtık tedavisine ve mesh konusuna bilimsel katkıda bulunan hekimlerden kuruludur.

    Dünyadaki fıtık merkezleri,
    Medikal Direktörümüz Mart 2013’te yaptığı araştırmaya göre dünya üzerinde 182 fıtık merkezi bulunmaktadır.